Tarihçi, yazar Immanuel Wallerstein'a göre; 'ABD hegemonyası son elli yıldır erozyona uğruyor' ve Ortadoğu'daki konumu da bu uzun süren çöküşün işaretlerini taşıyor. ABD'nin Ortadoğu'da müttefiklerine dahi güven vermeyen politikalarının kökenlerini değerlendiren Wallerstein'ın makalesini aktarıyorum.
27 Kasım 2014'te New York Times'ta yayınlanan bir haberde, 'Suriye politikasına ve IŞİD'a bakarak ABD'nin Ortadoğu'daki pozisyonunun erozyona uğrayışı' başlık kullanıldı. Fakat bu yeni bir durum içermiyor. ABD'nin Ortadoğu'daki pozisyonu neredeyse 50 yıldır (Herhangi bir bölgede de) erozyona uğruyordu zaten. Gerçekte ise bir yandan Suriye'deki Esad karşıtı güçlerle onlara sempati duyanlar başka yandaydı, diğer tarafta ise Obama ve ABD vardı ve bu günlerde denebilir ki kontrol edilemez, tehlikeli bir hale dönüşen ABD rüyası (kanonu) çökmüş durumda. Sonuçta kimseye güven vermez bir hale düşmelerine rağmen hala bazı ülkeler ve politik gruplar orta vadede ABD'ye destek olmaya devam ediyor.
Dünya sistemi içerisinde kimi kez ABD hegemonyasının sorgulanamaz olarak kabul edildiği ve bugün daha güçlü gözüken askeri kuvveti nasıl bu hale geldi? En azından onur kırıcı durumun ortaya çıkmasında yalnızca dünya solunun değil, daha merkezi güçlerin ağırlıklarını koymuş olmasından ve kutuplaşmanın artmasından bahsedebiliriz, dolayısıyla ABD'nin çöküşü yalnızca kendi politkalarına değil, yapısal gerçekle bağdaşmayan durumlarla da ilgili.
27 Kasım 2014'te New York Times'ta yayınlanan bir haberde, 'Suriye politikasına ve IŞİD'a bakarak ABD'nin Ortadoğu'daki pozisyonunun erozyona uğrayışı' başlık kullanıldı. Fakat bu yeni bir durum içermiyor. ABD'nin Ortadoğu'daki pozisyonu neredeyse 50 yıldır (Herhangi bir bölgede de) erozyona uğruyordu zaten. Gerçekte ise bir yandan Suriye'deki Esad karşıtı güçlerle onlara sempati duyanlar başka yandaydı, diğer tarafta ise Obama ve ABD vardı ve bu günlerde denebilir ki kontrol edilemez, tehlikeli bir hale dönüşen ABD rüyası (kanonu) çökmüş durumda. Sonuçta kimseye güven vermez bir hale düşmelerine rağmen hala bazı ülkeler ve politik gruplar orta vadede ABD'ye destek olmaya devam ediyor.
Dünya sistemi içerisinde kimi kez ABD hegemonyasının sorgulanamaz olarak kabul edildiği ve bugün daha güçlü gözüken askeri kuvveti nasıl bu hale geldi? En azından onur kırıcı durumun ortaya çıkmasında yalnızca dünya solunun değil, daha merkezi güçlerin ağırlıklarını koymuş olmasından ve kutuplaşmanın artmasından bahsedebiliriz, dolayısıyla ABD'nin çöküşü yalnızca kendi politkalarına değil, yapısal gerçekle bağdaşmayan durumlarla da ilgili.
Kimi zaman birbirini takip eden olaylara baıkıldığında gücün doğasını anlamak mümkün olabilir. ABD, 1945- 70 yılları arasında dünya sahnesinde bahsi geçen konuların yüzde 95'inde kendinden bahsettirerek gerçekçi bir güç haline gelmişti ve hegemonik gücü, SSCB'nin etki alanı dışındaki bölgelerde ona karşı taktik geliştirip, her iki ülke arasındaki rekabete, tehlikenin bertaraf edilmesine dair bir taktiğin parçası olarak belirdi. 'Soğuk savaş' olarak tanımlanan bu sürece dair temel kavram 'soğuk'tu ve iki ülkede pozisyonunu nükleer yıkıma uğrmamanın garantilerini oluşturmak şeklinde kurgulamıştı, öte yandan soğuk savaş, düşmanı ideolojik olarak yalıtmanın yanısıra kendi uydularını yaratmanın da aracı haline geldi.




